
Türkiye, deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülke. Son 100 yıl içinde ülkemiz 7 ve üzeri büyüklükte 16 büyük deprem yaşadı. Bu depremler sadece fiziksel yıkımlara değil, aynı zamanda yapı güvenliği konusunda önemli derslere de yol açtı. Ancak yaşanan acı deneyimlere rağmen, güvenli ve dayanıklı yapılar inşa etme konusunda hâlâ ciddi eksiklikler olduğu görülüyor.
Bugün Türkiye’de toprakların %92’si ve nüfusun %95’i deprem kuşağında yer alıyor. Üstelik yapıların yaklaşık %95’i betonarme sistemle inşa edilmiş durumda. Bu tablo, yapı güvenliğinin ne kadar kritik bir konu olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Türkiye’de Yapı Stoku ve Deprem Riski
Türkiye’de yaklaşık 20 milyon konut bulunuyor ve bunların 6,5 milyonu deprem açısından riskli olarak değerlendiriliyor. Bu durum, yapı stokunun önemli bir kısmının mevcut yönetmeliklere uygun olmadığı anlamına geliyor.
1999 Marmara Depremi sonrası riskli yapıların dönüştürülmesi amacıyla önemli adımlar atıldı. 2012 yılında yürürlüğe giren Afet Yasası ile “kentsel dönüşüm” kavramı daha geniş bir şekilde gündeme geldi.
Ancak kentsel dönüşüm yalnızca eski binaları yıkıp yenilerini yapmak anlamına gelmez. Asıl hedef, kentleri bütüncül bir planlama ile yeniden düzenlemek ve deprem güvenliği yüksek yaşam alanları oluşturmak olmalıdır.
Depremde Binalar Neden Yıkılıyor?
Deprem sonrası yapılan araştırmalar, yapıların yıkılmasının tek bir nedene bağlı olmadığını gösteriyor.
1999 depreminden sonra İstanbul’da yapılan incelemelerde 56.000 binanın %79’unda hasar tespit edildi. Hasarın nedenleri incelendiğinde şu sonuçlar ortaya çıktı:
- %64 korozyona bağlı hasar
- %41 malzeme eksikliği
- %18 betonun inşaat sırasında sulanması
- %11 eskime ve yıpranma
- %3 proje hatası
Bu veriler bize önemli bir gerçeği gösteriyor:
Depremlerde binaları yıkan sadece sarsıntı değildir.
Korozyon: Binaların Gizli Düşmanı
Betonarme yapıların taşıyıcı sistemi beton ve çeliğin birlikte çalışmasıyla oluşur. Bu iki malzeme uyum içinde çalışarak yüksek taşıma kapasitesi sağlar. Ancak bu sistemin en büyük düşmanı korozyondur.
Korozyon, donatı çeliğinin paslanması sonucu oluşur. Bunun en büyük nedeni ise yapıya giren sudur.
Su donatıya ulaştığında çelik genleşmeye başlar. Zamanla beton çatlar ve parçalanır. Bu durum taşıyıcı elemanların kesitini küçültür ve yapı dayanımını ciddi şekilde düşürür.
Sonuç olarak yapı, deprem gibi doğal afetlerde yıkılma riskiyle karşı karşıya kalır.
Su Yalıtımı Olmayan Binalarda Büyük Risk
Araştırmalar su yalıtımı yapılmayan binaların zamanla ciddi dayanım kaybı yaşadığını gösteriyor.
Su yalıtımı yeterli olmayan bir bina 10 yıl içinde taşıma kapasitesinin %66’sını kaybedebilir.
Buna karşın su yalıtımının maliyeti genellikle bina maliyetinin yalnızca %3’ü civarındadır. Bu nedenle su yalıtımı yalnızca konfor için değil, yapı güvenliği için de hayati bir uygulamadır.
Su Yalıtımı Yönetmeliği Neden Önemli?
Türkiye’de uzun yıllar boyunca su yalıtımı konusunda kapsamlı bir yasal düzenleme bulunmuyordu. Bu nedenle projelerde kullanılan yalıtım çözümleri çoğu zaman farklı uygulamalarla ve standart dışı yöntemlerle yapılıyordu.
Bu sorunu çözmek amacıyla Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği 27 Ekim 2017’de yayımlandı ve 1 Haziran 2018’de yürürlüğe girdi.
Yönetmelik:
- Temel ve Bodrum duvarları
- Çatılar ve Balkonlar
- Islak hacimler
- Havuzlar ve su depoları gibi yapı elemanlarında yapılacak su yalıtımının esaslarını belirlemektedir.
Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği Kapsam
| Bölüm No | Bölüm Adı | Kapsam / İçerik |
|---|---|---|
| 1 | Birinci Bölüm | Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar |
| 2 | İkinci Bölüm | İlke, Görev, Yetki ve Sorumluluklar |
| 3 | Üçüncü Bölüm | Projelendirme ve Uygulamaya İlişkin Genel Esaslar |
| 4 | Dördüncü Bölüm | Yalıtım İçin Yüzey ve Malzeme Hazırlığı |
| 5 | Beşinci Bölüm | Temel, Döşeme ve Perde Duvarlarda Su Yalıtımı |
| Bölüm No | Bölüm Adı | Kapsam / İçerik |
|---|---|---|
| 6 | Altıncı | Balkon ve Çatılarda Su Yalıtımı |
| 7 | Yedinci | Islak Hacimlerde Su Yalıtımı |
| 8 | Sekizinci | Su Depoları ve Havuzlarda Su Yalıtımı |
| 9 | Dokuzuncu | Son Hükümler |
Bu düzenlemenin temel amacı, suyun neden olduğu korozyonu azaltarak daha dayanıklı ve uzun ömürlü yapılar oluşturmaktır.
Su Yalıtım Yönetmeliği’nin Hedefleri:
- Suyun korozyona etkisi azaltılarak, depreme karşı dayanıklı binaların yapılması hedeflendi.
- Binanın yapılacağı zeminin özellikleri, yeraltı su seviyesinin durumu, binanın mimari yapısına uygun temel ve taşıyıcı diğer tüm statik elemanların tasarımı parametrelerine uygun malzeme seçimi yapmak.
- Su yalıtımını nitelikli hale getirerek binaların ömrünü uzatmak ve bakım maliyetleri azaltmak.
- Su yalıtım malzemelerinin etkin kullanımı sağlayarak ve doğru malzeme konusunda bilinç oluşturmak.
- Projelerde uygulanan su yalıtım çözümlerinin ortak bir anlayış ile yapılıp gelişigüzel olmaktan çıkarılması hedeflendi.
Yapıyı Etkileyen Sular Nelerdir?
Toprak Altı Suları:
- Sızıntı Suları
- Yer Altı Suları
- Toprak Nemi
- Kılcal Su
Toprak Üstü Suları:
- Yağış Suları
- Tatlı ve Tuzlu Su Kütleleri
- Atmosferdeki Nem
Projelerde Su Yalıtımı Ne Zaman ve Nasıl Tercih Edilmelidir?
Proje aşamasında mekâna, ortam şartlarına ve yapının fonksiyonuna uygun yalıtım yöntemleri tercih edilmelidir.
- Temel Altı Su Yalıtımı
- Zemin İyileştirilmesi ve Kazık Başı Yalıtımı
- Perde Yalıtımı
- Asansör Çukuru Yalıtımı
- Islak Hacim yalıtımı
- Gezilir/Gezilmez Teras Çatı Yalıtımı
- Eğimli Çatı Yalıtımı
- Otopark Üstü Yalıtımı
- Havuz Yalıtımı
- Su Deposu Yalıtımı
- Yağmur Suyu/Gizli Dere Yalıtımı
- Dilatasyon Yalıtımı
Toplumun Su Yalıtımı Konusundaki Bilinci
Yapılan bir araştırma, toplumun su yalıtımı konusundaki farkındalığının henüz yeterli olmadığını gösteriyor.
Araştırmaya göre:
- Katılımcıların %34,2’si binasında su yalıtımı olmadığını düşünüyor.
- %45,4’ü ise binasında su yalıtımı olup olmadığını bilmiyor.
- Su yalıtımı olduğunu bilenlerin oranı sadece %20,4.
Su Yalıtımı ve Binaların Deprem Güvenliği Araştırması, 2023
Bu sonuçlar, yapı güvenliği konusunda toplumsal bilinç oluşturmanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Dünyadan Bir Örnek: Japonya
Deprem gerçeğiyle yaşayan bir diğer ülke ise Japonya.
Japonya’da özellikle II. Dünya Savaşı sonrası dönemde deprem yönetmelikleri sürekli geliştirilmiş ve çok sıkı uygulanmıştır. Sonuç olarak bugün Japonya’daki modern yapılar, büyük depremler karşısında bile yüksek dayanım gösterebilmektedir.
Tokyo Skytree
Tokyo Shinjuku Mitsui Binası
Bu örnek, güçlü yönetmelikler ve doğru uygulamaların ne kadar hayati olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Güvenli Yapılar İçin Su Yalıtımı Şart
Depreme dayanıklı yapı tasarımında genellikle taşıyıcı sistemler ve mühendislik hesapları ön plana çıkar. Ancak su yalıtımı da en az bu unsurlar kadar önemli bir bileşendir.
Doğru tasarlanmış bir su yalıtımı sistemi:
- Korozyonu önler
- Betonarme elemanların dayanımını korur
- Yapının servis ömrünü uzatır
- Bakım maliyetlerini azaltır
Bu nedenle güvenli binalar inşa etmek istiyorsak, su yalıtımı uygulamalarının projeden uygulamaya kadar tüm aşamalarda doğru şekilde yapılması gerekir.
Deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülkede güvenli yapıların inşası bir tercih değil, zorunluluktur.
Su yalıtımı, çoğu zaman göz ardı edilen ancak yapı güvenliği açısından kritik bir unsurdur. Doğru malzeme seçimi, doğru uygulama ve etkin denetim ile binaların dayanıklılığını artırmak mümkündür.
Unutmamak gerekir ki korozyon binaları çürütür, deprem ise yıkar.
Güvenli şehirler ve güvenli yaşam alanları oluşturmak için su yalıtımının önemini doğru anlamak ve uygulamak büyük bir gerekliliktir.
Paylaşın!
Diğer Blog Yazılarımız












